5 Ekim 2023 Perşembe

05.10.23 16:32 Suttgart, smart LE ofisten bildiriyorum

Bugün tesadüf üzerine 15 sene önce yazmaya başlamış olduğum blogumu keşfettim. 13 yıl sonra tekrar buraya yazarak, tarihe not bırakmak istedim. 15 sene önce yazdıklarımı okuduğumda hem biraz utandım, duygulandım, sevindim. Farklı duygular hisettim ve bu bana iyi geldi. Aradan geçen 15 sene sonunda, anlatılacak çok şey var. Vakit buldukça belki yazarım veya yazmayıp, bir 10 sene sonra gelip yine okuyup, farklı duygular hissederim. Bakalım, zaman gösterecek. 15 yıldaki öenemli kısa highlight'lar, evliyim, çocuğum var, yurt dışında Almanya'da yaşıyorum.

8 Mart 2010 Pazartesi

Ulusal medyanının sallama, bilgisiz yorumları herkesin ağzında dolaşıyor ve herkes bursadaki maçı sebeb olarak gösteriyor... Bu gerilimin temelinde yatan olayları bir bursaspor taraftarı birde diyarbakırı gaza getiren o provakatör vatan haini grup bilebilir... Ulusal medya zahmet edip araştırmaz çünkü korkuyorlar...

aşağıdaki olayı iyi okuyun Bursaspor'un 2. ligdeki dönemi...
apo itinin yakalanmasını protesto etmek için gemlikte eylem yapmak isteyen türkiyenin çeşitli yerlerinden gelen(özellikle istanbul, izmir üzerinden) vatan hainleri BURSA VALİLİĞİ tarafından HALKIN baskılarıyla şehire alınmamış ve BURSA'ya girememişlerdir ve eskişehir yolunda oturma eylemi yapıp ateşler yakmışlardır... Bursaspor'da ankara deplasmanı dönüşü yaklaşık 1000 kadar bursaspor taraftarı ve bursaspor kafilesiyle birlikte eskişehir yolunun kapanması nedeniyle yolda beklemektedir... yoldaki ateşleri gören bursaspor taraftarları otobüsten inip olay yerine gittiklerinde apo ve pkk bayraklarıyla sloganlar atan vatan hainleriyle karşılaşırlar... ve zamanında türbin liderini şehit vermiş bir taraftar topluluğu olan bursasporlu taraftarlar yolda bekleyen diğer araçlardakiler gibi bu hainliğe ve çirkinliğe seyirci kalmayıp olaylara canlarını tehlikeye atma pahasına müdahale etmişlerdir ve de kendilerinden sayıcı çok daha fazla olan bu vatan hainlerini püskürtmüşler, geçte olsa olay yerine gelen jandarmayla birlikte hainleri otobüslerine tıkmışlarıdır...

ve adım gibi eminimki hem bursadaki maçta hemde özellikle diyarbakırdaki maç öncesi ve maç esnasında bu hainlerde türbindeydiler ve unutamadıkları o eskişehir olayından dolayı bursayı bir şekilde pis kirli oyunlarına alet ettiler...

Bursadaki maçta bizzat türbindeydim, diyarbakır maçından bir iki gün önce bursamız şehit vermişti, bursa baştan sona türkiye bayraklarıyla doluydu ve yürüyüşler yapılmıştı en tabi şekilde bu hassas durum maçada yansıdı ve stadın her yeri türk bayrakları ile doluydu...
Bursa taraftarının hiç bir şekilde diyarbakırın futbolcularına, yönetimine ve taraftarına karşı bir kötü tezahüratı olmadı taki istiklal marşımız söylenmeye başlanıncaya kadar tüm ulusal medyanın es geçtiği olay gerçekleşti ve istiklal marşımıza saygısızlık yapıldı diyarbakır taraftarları ve içlerinde o eskişehir olaylarında da olan provakatörlerle birlikte çoğu ayağa bile kalkmayıp sloganlar atmaya başladılar kendilerince...
maçtan önce vatan millet sevgisi tavan yapmış bir kitle bu olaydan sonra nasıl bir tepki verebilirdi sizce???????
bursa taraftarıda (bende bunların içindeydim) malasef kendini tutamayıp siyasi tezahüratlara başlayıp bursaspor için hazırlanmış bu tezgahın ilk oyununa düşmüş oldu ama eminimki o türbinlerde vatanını seven kim olursa olsun bizim yaptığımızı yapardı!!!!!
Bizi tufaya düşürmek için yaptıkları ikinci oyun ise bizim türbinlerden tam anlaşılamayan bir resim posteri açmaları oldu... bu resim türbinlerden aponun resmi gibi algılanılınca olaylar çığrından çıktı... (resim rahmetli gaffar okkanın resmiymiş fakat resim okadar belirsiz ki her türlü yanlış anlaşılmaya yol açacak cinsten yani amaçlarının ne olduğu ortada...) farklı mağlubiyet sonrasında da diyarbakır taraftarı koltukları kırmaya ve sahaya atmaya başladılar bu olaylar bursaspor taraftarını dahada sinirlendirdi... bayrak sökme olaylarıda bundan sonra başladı...

kısacası bursaspor taraftarı bir oyuna geldi, sırf bu olaylardan uğur dündara bile diyarbakırspor forması giydirdiler adamlar hedeflerine ulaşıyorlar futbolmuş spormuş umurlarında değil ve en yazık olanı ne ulusal medya nede halk bunun farkında...

7 Mart 2010 Pazar


son 10 yıldır bursasporun evindeki maçlarının hemen hemen hepsine gittim(iyi bir bursaspor taraftarıyımdır ve hiç bir zaman texas fanatikliğinde bakmamışımdır olaya)... dünkü olayların başlangıcı olarak bursadaki olaylar gösteriliyor o maçta açık türbinde yani deplasman türbininin hemen yanındaydım... bursaspor taraftarının terör olayına tavrı yıllardır bellidir ve her maç mutlaka terör ve vatan bütünlüğüyle ilgili tezahürat yapılır(ayrıca zamanında bu uğurda türbin liderlerini şehit vermiş bir topluluktur texas)... şimdi size soruyorum karşınızdaki takımın taraftarı istiklal marşını ıslıklıyor ve pkk renklerini türbine taşıyorlar... bursaspor tarftarıda bunlara sadece tezahüratlarla karşılık veriyor(ne bir kaya ne bir taş!!!!)... ve bunun üzerine rakip taraftarlar koltukları kırmaya başlıyorlar ve sonrasıda her deplasmanda olan olaylar gerçekleşiyor... ayrıca diyarbakırlı futbolcuların stada gelişinde çıkışında hiç bir olay olmamıştır belirtirim... sonuç olarak dünkü olaylar hiç bir şekilde ilk maçtaki olaylara dayandırılarak yorumlanmamalı...

13 Ekim 2009 Salı

The Sea and Cake


son keşiflerimden "the sea and cake"... bu aralar dinlemek istediğim müzik tam da buymuş bünyeye çok iyi geldi... ben daha yeni keşfettim bu grubu ama 94'teki bu albümleri efsaneymiş... myspace'lerine bir göz atın derim...

www.myspace.com/seaandcake

Red Hot Chili Peppers Live At Slane Castle



"best concert performance of all time"

27 Mart 2009 Cuma

Vincent Gallo


1961 Buffalo, New York doğumlu amerikalı yönetmen, oyuncu, senarist, yazar, şarkıcı vs... yani çok yönlü bir sanatçı :) daha çok filmleriyle ve oyunculuklarıyla ön plana çıkmış olsada müzikle pek bir haşır neşir olmuştur. Müziğe 70'li yılların ortasında blue mood grubun da bass gitar çalarak başlamıştır ve çeşitli gruplarda çalmıştır. 82 yılında Bohack grubuyla "It Took Several Wives" albümünü kaydetmiştir ve bu Vincent Gallo'nun son grup çalışması olmuştur. 83 yılında The Way It Is filminin soundtrack albümünü üstlenerek sinema kariyeride başlamıştır... 98 yılında kendisinin yazdığı, yönettiği, oynadığı ve müziklerini yaptığı filmi buffalo '66 ile adından bir hayli söz ettirmiştir. 2001 yılında ara verdiği müzik kariyerine geri dönerek önce "So Sad" EP sini daha sonra "When" albümünü yayınlamıştır. Bu çalışmalarında experimental, trip hop, electronica ve indie rock gibi farklı tarzları denemiştir ve "When" gerçekten dinlenmesi gereken iyi bir deneysel çalışmadır(when,yes i'am lonely,honey bunny ve so sad tavsiye ettiğim şarkılar). Hemen 1 sene sonra "Recordings Of Music For Film" albümünü yayınlamıştır tam 29 şarkılık yine başarılı bir deneysel çalışmadır. 2003'te ise Buffalo '66 dan sonraki 2. filmi olan The Bunny Brown'u yazmış, yönetmiş, oynamış ve müziklerine yardımcı olmuştur. Yakın arkadaşı olan John Fruscianteden de bu film için müzik yapmasını istemiştir ve Johnda soundtrack albümü için 5 şarkı yapmıştır "Forever Away","Dying Song","Leave All the Days Behind","PROSTITUTION Song" ve "Falling" Johnun duygu yoğunluğu en fazla olan çalışmalarındandır bu şarkılar :) Ayrıca yönettiği filmler dışında klipler de çekmektedir. John Fruciante'nin "Going Inside" klibide bunlardan biridir... Son zamanlarda modellik yapmakla meşgul olan Vincent Gallo'nun çıkan haberlere göre yeni projeleri arasında bir animasyon filmi birde Francis Ford Coppola ile ortak bir film projesi varmış... merakla takip ediyoruz :)

19 Ocak 2009 Pazartesi

Omar Rodriguez-Lopez


Omar Alfredo Rodríguez-López (d. 1 eylül 1975) prodüktör, multi-enstrümantalist, şarkı yazarı, Amerikalı prog. rock grubu The Mars Volta’nın gitaristi ve dağılan post-hardcore grubu At The Drive-in kurucusu ve gitaristidir. Rodriguez-Lopez’in müzik kariyeri El Paso, Texas’lı post-hardcore grubu Startled Calf’ta başlamıştır. Henüz 15 yaşındayken grubun solistliğini yapmış, 91 yılında kendisinin ve grubun ilk kaydı olan «I Love Being Trendy» Ep’si yayınlanmıştır. Cedric Bixler Zavala ile tanışması Rodriguez-Lopez’in hayatını değiştirmiştir. Rodriguez-Lopez 17 yaşına gelince El paso’dan ayrılır,otostop çeke çeke Texas’ı gezmeye başlar ve uyuşturuyla bu dönemde tanışır. Cedric bir gün Rodriguez-Lopez’ı arayarak El paso’ya geri dönmesini ve yeni grupları At The Drive-in’e katılmasını teklif eder. Rodriguez-Lopez Cedric’in bu çağrısına cevap verir ve yeniden El paso’ya döner At The Drive-in’in geri vokali ve bass gitaristi olur. 2001 yılında At The Drive-in dağılır ama Rodriguez-Lopez ve Cedric yola birlikte başka yeni bir grupla devam etme kararı alırlar. İkili 2002 yılında The Mars Volta grubunu kurarlar, artık Rodriguez-Lopez daha özgürdür ve müzikal anlamda kendini daha iyi ifade edebilmektedir. Bu dönemde tanıştığı John Frusciante, Rodriguez-Lopez’in kariyerinde önemli etkiler yapmıştır. Hem John Frusciante hem Rodriguez-Lopez müzikal anlamda birbirlerinden çok etkilenmişlerdir ve John Frusciante bir röportajında Rodriguez-Lopez ile ilgili «Omar bana kendimi kısıtlamamamı ve gitarda daha özgür olabilmemi sağladı» demiştir. Bu ikili daha sonra bir çok ortak projeye imza atmışlardır. John, The Mars Volta’nın hemen hemen her projesinde yer almıştır ve Rodriguez-Lopez de Red Hot Chili Peppers’ın Stadium Arcadium albümüne katkıda bulunmuştur. 2008 yılında Rodriguez-Lopez tam 9 projeye imza atmıştır bu inanılmaz bir başarıdır müzik dünyasındaki en üretken, en yaratıcı gitaristlerdendir. Rodriguez-Lopez, solak olması ve müzikal yeteneğinden dolayı 21. yüzyılın Jimi Hendrix’i olarak tanımlanır.